Kansersiz Yaşam Derneği tarafından gerçekleştirilen ve gelenekselleşen ‘GülümseSen Çocuk Şenliği’ndeydik. Bu sene de İstanbul’daki kamu hastanelerinin çocuk onkoloji ve hematoloji servislerinde tedavi gören kanser hastası çocukların ve ailelerin katılımıyla şenlik düzenlendi.

Futbolcular ve sanatçılar katıldı 

Geçen seneden daha fazla kanser hastası çocuk, daha fazla aile ve daha fazla etkinlik vardı. Bu şenlik her sene daha da profesyonelleşen bir hal alıyor. Çocuklarımızın kendilerini masal diyarında hissetmesi sağlanırken, ailelerine de uzman psikologlar tarafından profesyonel destek veriliyor. Bir yandan da çocukların hayranı oldukları sanatçılar ve sporcular, onlara sürpriz yapıp ziyaret ediyorlar. Bu seneki ziyaretçiler, derneğin daimi destekçisi Mustafa Ceceli, genç popçu Cem Belevi, Beşiktaş’ın kaptanları Tolga Zengin ve Necip Uysal, Galatasaray’dan Ryan Donk idi. Çocukların mutluluklarını ve heyecanlarını görmeliydiniz...

Sponsorların desteğiyle gerçekleşiyor 

Güzel ve önemli olan başka bir taraf ise, bu etkinlikte kiralanan çadır dışında tüm aktiviteler, tüm yiyecek ve içecekler, hediyeler destekçiler ve sponsorlar tarafından karşılanıyor. Kansersiz Yaşam Derneği İcra Komitesi ve Gençlik Komitesi şahane bir ağ kurmuş. Bunun için tek bir lira harcanmıyor. Bizse orada bulunan çocuklarımız için son derece mutlu olsak da, kalbimizin bir tarafı buruktu. Geçen sene şenlikte yanımızda olan Beytullahımız, Yunus Emremiz ve Saniyemiz, ne yazık ki bu sene aramızda değildi. Takdiri ilahi. Bu üç yavrumuz da Hakkın rahmetine kavuştu. Başkan Beytullah’ımız, Süslü Saniye’miz ve Aslan Yunus Emre’miz...


Haydi gülümsetin 

Bazen ilaçlar iyileştirmeye yeterli olmuyor. Bilemiyoruz. Ama Arnold Glashow’un çok sevdiğim bir söz var: “Gülme, yan etkileri olmayan yatıştırıcı bir ilaçtır.” İşte Kansersiz Yaşam Derneği bunun için çok uğraşıyor. Evet kayıplar var ama hayata tutunması gereken binlerce çocuk da var. Haydi siz de gülümsetin.

‘İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne

İşyerim Cağaloğlu’na taşındı. Burada arabamı park edebileceğim bir yer olmadığı için günde 6 araç değiştirerek işime ulaşıyorum (Hiç değilse spor oluyor). İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Fatih Belediyesi, İstanbul Valiliği, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık’a yazı yazmama rağmen yardımcı olmamak adına her şeyi yapıyorlar. Tek istediğim arabamı park edebileceğim bir yer göstermeleri. Valilik, ücreti karşılığında esnafın arabalarını bahçesindeki parka alıyor. Ben talepte bulundum, talep yazımı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne gönderdiler. Sonuç hüsran. Yüzde 70 engelliyim. Bilek Güreşi’nde 9 kez Dünya, 11 kez de Avrupa Şampiyonu olarak yukarıda saydığım devlet kurumlarına ağır gelmek beni üzerken bir yandan da ‘Ne büyük adammışım’ dedirtiyor.

Saygılarımla Süreyya AYÇE e-mail: Sureyya.Ayce@albforex.com.tr

‘Sayın Cumhurbaşkanım ve Sayın Başbakanım’

39 yaşında, spastik engelli bir gencim. Akülü araba kullanmak istiyorum. Benim gibi engelli birçok arkadaşım da akülü araba kullanabilir. Ama bizden bunun için ‘Akülü araba kullanabilir’ raporu isteniyor. İnternette çok araştırdım, Amerika’da bile benim durumdan daha ağır engelliler araba kullanıyor. Orada rapor gerekmiyormuş. Ben bu raporla biz engellilerin hayatını zorlaştırmasını istemiyorum. Ne olur sesimizi duyun.

Ali Çetin Tel: 0551 175 04 64

Onlar melek oldu

Üstteki fotoğrafta geçen yılki ‘GülümseSen Şenliği’nde yanımda oturan Beytullah Akman ve Saniye Taluy ile tekerlekli sandalyedeki Yunus Emre Dinvar bu sene bizlerle birlikte olamadılar. Melek olup göklere uçtular.






Bay Kokoomer

7 Eylül 2017 akşamı Abu Dabi’de Uluslararası Paralimpik Komitesi’nin Genel Kurul toplantısında, yılın en iyi sporcuları ve takımlarına verilen ödülleri geçen hafta sizlerle paylaşmıştık.

Avusturalyalı hanım sundu 

Görme Engelliler Spor Federasyonu aralarında yaşanan anlaşamazlık ve beceriksizlik nedeniyle, bir milli sporcuyu Abu Dabi’ye gönderemedi. Bu yüzden ödülü almak üzere kürsüye davet edildim. Sunumu yapan Avusturalyalı hanım, Türkiye Kadın Goalball Milli Takımı’ndan kimsenin gelemediğini belirterek, Türkiye Milli Paralimpik Komitesi’ni temsilen beni çağırdı ve şöyle dedi: “Türkiye Milli Paralimpik Komitesi Başkanı Mr. Kokoomer’i ödülü almak üzere sahneye davet ediyoruz:

”O düzeltme yapılmalıydı"


Sahneye çıkınca, “Ödülü almadan önce bir düzeltme yapmak istiyorum. Adım Kokoomer değil, Kocaömer olarak telaffuz edilir. Bunu bilmemeniz normaldir. Ama böylesine önemli bir akşamda ödül vermek için buraya davet ettiğiniz birinin de adının nasıl söylendiğini öğrenmeniz gerekirdi hanımefendi” deyip ödülü aldım. Türkiye’deki goalbollün nasıl başladığını, 1999’da ilk goalball toplarının bu satırların yazarı tarafından nasıl bir çuval içinde Frankfurt’tan İstanbul’a getirildiğini ve ilerleyen dönemde Alman Prof. Dr. Kohler’i Türkiye’ye goalball antrenörleri yetiştirmek üzere davet ettiğimizi anlattım. Ve sözlerimi goalboll sporunun ülkemizde ulaştığı seviyeyi göstermek için; 2016 yılında Türk Erkek ve Kadın Milli Goalball takımlarımızın Avrupa Şampiyonu ve Türk Kadın Goalboll Milli Takımızın Rio Paralimpik Oyunları’nda Altın Madalya kazandığını hatırlatarak noktaladım.

İçime sindiremedim 


O akşam ve ertesi gün, isimlerini burada sayamayacağım kadar çok ülkenin Milli Paralimpik Komite Başkanı ve Genel Sekreteri yanıma gelerek “Dün akşam verdiğiniz ders için sizi tebrik ederiz. Teşekkür ederiz” dediler. 163 ülkenin temsilcisinin katıldığı uluslararası toplantıda bir Türk olarak bunu içime sindirmem mümkün değildi.



YAZARIMIZ
YAVUZ KOCAÖMER`İN
TÜM YAZILARI:

Yükleniyor...