Bu kafalar ne zaman değişir? (2)

23 Eylül 2019 tarihinde bu köşede Mustafa Furkan Yılmaz kardeşimizin iş bulma konusunda yaşadığı zorlukları, ‘Bu kafalar ne zaman değişir?’ başlığı ile yayınlamıştık. Bir süre sonra eski bursiyerimiz sevgili Esra Demirkaya Patır’dan benzer bir mail aldık. Aradan geçen süre içinde hiçbir şeyin değişmediği görülüyor. Esra Demirkaya Patır’ın gönderdiği maili aşağıda sizlerle paylaşıyoruz:

‘İlanları takip ettim’


“23 Eylül’ de ‘Bu kafalar ne zaman değişir?’ başlıklı köşe yazınızda, Mustafa Furkan Yılmaz’ın bahsettiği konuya benzer bir olayı ben yıllar önce yaşadım. Yıllar geçse de unutmam. Sene 2004 sanırım. İşkur’a kayıt yaptırıp ilanları takip etmeye başladım. İlanları gördükçe iş bulacağıma inanıyordum, çünkü engelli büro memuru, engelli santral memuru vs. gibi ilanların başında ‘engelli’ ibaresi yer alıyordu ve ben kendimi epey yetkin eleman olarak görüyordum. İş bulma arayışlarımdaki ‘engelli’ engeli kalktığına göre iş bulmak bana çok yakındı. Öyle sanmıştım.
‘Beni arıyorlar’

Bir gün ilanlara bakarken uluslararası bir şirketin ‘Engelli bilgisayar işletmeni’ ilanını gördüm ve ‘Beni arıyorlar, işte bu’ dedim. İlanda başvuru şartı olarak yüzde 40 üzeri engelli olmak ve MEB onaylı bilgisayar sertifikasına sahip olmak yazıyordu. Bende de bu iki şart fazlasıyla vardı. Yüz yüze görüşmeye giderken kesin benim olacağına inandığım iş, benim umutlarımın yerle bir olmasına yol açan, yıllardır unutamadığım bir anıya, hayat tecrübesine dönüştü. Görüşmeye gittiğimde benim dış görünüşümü beğenmeyen görevli, ‘Biz bilgisayar sertifikasına sahip eleman arıyoruz’ dedi. Önüne istemediği kadar bilgisayar sertifikası serdim. ‘İngilizce bilen eleman arıyoruz’ dedi, bu kez önüne İngilizcce sertifikasını koydum, ‘Biz KPSS’den 70 almış eleman istiyoruz’ dedi, 75 puanlık dökümü çıkardım. En sonunda ‘Biz ehliyeti olan eleman istiyoruz’ dedi. İşte o bende yok! Ve kapıyı çarpıp çıktım oradan. Düşünün ki, ‘Engelli bilgisayar işletmeni’ ilanına ehliyetim olmadığı için alınmıyorum.

‘Şansımız artsın’

Yıl 2004, yıl 2019 görüyorum ki bir şey değişmemiş. Engellilik kavramı ile süreğen hastalık kavramının ayrılması gerektiğini düşünüyorum. Her iki grubun da kendine göre dezavantajı var. Bence aynı kategoride değerlendirilmemeli, özellikle istihdam konusunda. Mesela şeker hastası da engelli sayılırken, işveren, tekerlekli sandalyeli eleman alıp kotayı doldurmak yerine, şeker hastasını tercih ediyor. Demek istediğim süreğen hastalıklara da pozitif ayrımcılık yapılmasın değil, kategori ve kota ayrımı olsun ki, biz bedensel engelli bireyler iş bulma konusunda umudumuzu yitirmeyelim.

IPC GENEL KURULU YAPILDI

Geçtiğimiz haftalarda köşemizde yazdığımız gibi, 24-28 Ekim 2019 tarihleri arasında Almanya’nın Bonn kentinde yapılan Uluslararası Paralimpik Komitesi’nin (IPC) Genel Kurulu’na Genel Sekreterimiz İbrahim Gümüşdal ile birlikte katıldık. Uluslararası komiteye üye olan 186 ülkenin 119‘unun temsilcileri oradaydı. Eski dönemlerin ibra edilmesinin ardından, bir sonraki gündemde birtakım değişiklik önerileri tartışıldı. Bazıları kabul, bazıları reddedildi. Ara tartışma konusu sınıflandırma ve buna bağlı sıkıntılar gündeme geldiğinde komitenin Brezilyalı başkanı Andrew Parsons, bu konu üzerinde çalıştıklarını ve önceliklerinin sınıflandırma olduğunun altını çizdi. Çünkü bu konuda yapılan yanlışlar veya bazı ülkelerde -ki bunlar ne yazık ki çoğunlukta- adam kayırmalar son zamanlarda epey artmıştı.

YENİ FİKİRLER PAYLAŞILIRDI

Konferansta, Uluslararası Olimpiyat Komitesi adına Başkan Yardımcısı ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanımız Prof.Dr. Uğur Erdener, Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Uluslararası İlişkiler ve Avrupa İlişkileri Müsteşarı Doktor Mark Spreich, Bonn Belediye Başkanı Ashok Sridharan birer konuşma yaptılar. Daha sonra, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Program Direktörü Marina Ponti’nin sunumu var. Sonunda Uluslararası Paralimpik Komitesi ve Birleşmiş Milletler ile ‘Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Sözleşmesi‘ imzalandı. İlk akşam yaklaşık 350 kişinin katıldığı gala yemeğinde bizim gibi birçok üyenin de pek hoşlanmadığı bir durum ortaya çıktı. Gündüz konuşma yapmış olanlar dahil olmak üzere, akşam yemeğinde toplam 2 defa 4’er kişi sahneye davet edilerek söyleşi yapıldı. Oysa ki orada o akşam yemeğinin amacı, muhtelif ülkelerden gelen temsilcilerin birbirleriyle konuşmaları, sohbet etmeleriydi. Bu sohbetler belki de ortaya yeni fikirlerin çıkmasını sağlayacaktı.

BİRAZ ŞAŞIRDIK

Zaten 4 günlük süre içinde isteyen her yetkili veya eski sporcu söz alıp istediğini söylüyordu. Bu bakımdan, organizasyonun bu bölümünü bizler pek anlayışla karşılayamadık. Bu arada Uluslararası Paralimpik Komitesi AGİTOS Vakfı’nın bildirimlerinden, Ottobock firmasının protez kullanımı konusunda 31 Ekim-2 Kasım arasında İstanbul’da uygulamalar yapacağını öğrendik. Biraz şaşırmadık değil. Ama bu, tipik Ottobock davranışıdır. Yıllardır biliriz. Bu konuda önümüzdeki hafta daha geniş bilgi vereceğiz.

Çengelli Pano

‘Herkese teşekkürler’


26 Ekim 2019’da İstanbul- Nakkaştepe’de yer alan Abdülmecid Efendi Köşkü’ndeki ‘İçimdeki Çocuk’ sergisini ziyaret ettim. Yoğun ilgi vardı ve çok kalabalıktı. Sergi 10 Kasım 2019’a kadar pazartesi günleri hariç haftanın her günü 11.00-19.00 saatleri arasında ziyarete açık. İçeriye girerken engelli olduğumu belirttim. Yardımlarından ve ilgilerinden dolayı çalışan tüm personele tek tek çok teşekkür ediyorum. Her biri ayrı ayrı ilgilendi ve yardımcı oldu. Sizin aracılığınızla serginin de gelişim sürecinin yakın takipçisi olan sayın Ömer M.Koç’a çok teşekkür ediyorum.

NOT: Köşk içinde ve çevresinde engelli asansörü yok. Yürüyebilen engellilerin ziyareti daha uygun olur.

Uğur Becerikli / İstanbul




Yazının gazete görünümü için Tıklayınız...                                                      04.11.2019

YAZARIMIZ YAVUZ KOCAÖMER`İN TÜM YAZILARI:

Yükleniyor...
YAZARIMIZDAN
GURUR TABLOMUZ
Yıl Altın Gümüş Bronz
2008 1 0 1
2012 1 5 4
2016 3 1 5

TOKYO 2020 GERİ SAYIM BAŞLADI

Tokyo 2020 Paralimpik Oyunları
25 Ağustos - 6 Eylül
SINIFLANDIRMA Dünya Anti-Doping Ajansı